Direnmenin estetiği olarak açlık grevi

Bütün eylemlerde morallerin yüksek olması, bunun ziyaret eden herkese nüfus etmesi, direnmeyi daha uzun süre mümkün kılıyor. Direnmenin estetiği, direnişi sürekli kılan öğeleri de içinde barındırır.  

0
23

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin kırılması amacıyla Leyla Güven’in eylemi 60’ıncı gününü geride bırakırken, Strasbourg’daki eylem 20’li günlerini aştı. Stuttgart’tan yola çıkıyoruz, direnişin 23., 24. ve 25. günlerini eylemcilerle birlikte geçirmek, görüşebilmek için.

Açlık grevi eylemi Strasbourg’daki Demokratik Kürt Toplum Merkezinde yapılıyor. Mekan aslında böyle bir eylem için uygun değil. Ancak CPT, AK gibi kurumların Strasbourg’da olması nedeniyle seslerini duyurmak için burada eyleme başlamışlar. Ziyaretçiler için merkezin bir bölümü ayrılmış durumda. Eylemcilerin kaldıkları yerlerle, ziyaretçi yerlerinin ayrılması sağlıkları açısından düşünülmüş. Çünkü zaman ilerledikçe bağışıklık sistemleri zayıflıyor ve mikrop kapma olasılıkları yükseliyor. Buna engel olmak için böyle bir yol düşünülmüş. Daracık alanlar, büyük direniş mekanlarına dönüştürülmüş.

MORALLER YÜKSEK

Eylemcilerin moralleri oldukça yüksek. Her gelen ziyaretçiyi karşılayıp sohbet ediyorlar. Ziyaretçilerle konuştuğumuzda, “Biz moral vermeye geldik ama moral alarak gidiyoruz” diyorlar. Kürt özgürlük hareketinin tarihinde direniş her daim canlı ve mutlu kılan, moral veren bir eylem biçimi. O nedenle de bütün eylemlerde morallerin yüksek olması, bunun ziyaret eden herkese nüfus etmesi, direnmeyi daha uzun süre mümkün kılıyor. Direnmenin estetiği, direnişi sürekli kılan öğeleri de içinde barındırır. Bu da onlardan biri.

KRİTİK SÜREÇ BAŞLADI

Eylemciler güne doktor kontrolüyle başlıyor. Günlük olarak tansiyonları, nabızları ölçülüp not ediliyor. Kilo kayıpları kayıt altına alınarak izleniyor. Uyku düzensizlikleri, kilo kayıpları artmış durumda. Eylemcilerin sürecini takip eden doktor, son dönemde eylemcilerden bazılarının hiç uyuyamadığını, bazılarının ise sürekli uyumak istediğini söylüyor. Bedenlerin refleks gösterip, çeşitli komplikasyonları oluşturma olasılığı ise gün geçtikçe yükseliyor. O nedenle kritik süreç çoktan başlamış durumda. Bu eşik gittikçe daha riskli bir aşamaya geçecek.

DİPLOMATİK TEMASLAR

Eylemciler CPT ve AK nezdinde girişimlerde de bulunuyorlar. Seslerini, taleplerini duyurmaya çalışıyorlar. ”Leyla Güven ve tutsaklar cezaevinde. Bizler dışarıdaki açlık grevi eylemcileri olarak arkadaşlarımızın da sesi olmalıyız” diyorlar. O nedenle de İmralı’daki mutlak tecridin kırılması için hem direniyor, hem de girişimlerde bulunuyorlar. Henüz bir cevap almış değiller. Ama tecriti bu büyük sessizlikte duyurmaya çalışıyorlar.

EYLEMCİLER MERAK UYANDIRIYOR

Açlık grevi eylemcileri, Kürt özgürlük hareketinde yıllarca mücadele eden isimlerden oluşuyor. Mustafa Sarıkaya ve Nimet Sevim gibi Kürt devrimcilerin eylemde olması doğalında gelen ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. Hem yakından tanımak hem de sohbet etmek istiyorlar. Aynı şekilde Rojhilatlı iki kişinin de eylemde olması dikkat çekiyor. Şiyar Serxwebun ve Kardo Bokani. Kardo,1999’da Rojhilat’tan çıkmak zorunda kalıyor ve Avrupa’ya geliyor. O günden bu yana da Avrupa’da farklı ülkelerde yaşıyor. 2016 yılında İrlanda’da felsefe ve siyaset üzerine doktorasvını tamamlıyor ve KNK’de diplomasi çalışmaları yürütüyor. Diğer isimlerde yıllardır kadın, gençlik çalışması yürüten, dernek çalışmalarında olan isimlerden.

GÜNLÜK TUTULUYOR

Açlık grevi süresi boyunca her gün her bir direnişçi günün anlamı ve yapılan ziyaretleri o anki duygularıyla günlüğe not olarak düşüyor. Gün gün devam eden günlük yazışmalar insana bir hayli duygulu anlar yaşattırıyor. Bunların içinde Nimet Sevim, Mustafa Sarıkaya ve Mervan’ın anlatımları en çok ilgimi çekenler. O günlüğü kaleme almak ve Kürt Halk Önderliğinin özgürlüğünü istemek, umut etmek duygusu beni çok meraklandırdı. Her bir direnişçinin kendine özgü bir dille duygusunu kaleme aldığı bu anlamlı günlüğü duyduğumda çok heyecanlanmıştım. Bir çay içme molası esnasında bir kadın arkadaş yaptığımız sohbette, açlık grevinin başladığı ilk günden bu güne kadarki zaman dilimi içerisinde tutulan bir günlüğün varlığından söz edince birden durdum. Sonra yazılan günlüğün bulunduğu kısıma doğru ilerleyerek bir arkadaşın yardımıyla günlüğü aldım.

GÜNLÜKLERDEN NOTLAR HAKİKATIN ARAYICILARIYIZ

Günlüğün ilk girişinde, “Rojnivîsa Grevê” diye bir başlık hemen altında Kürt Halk Önderliğinin resmi vardı. Yavaş yavaş sayfaları çevirirken birden gözüme şu yazı ilişti: “Önderlik saf hakikatin adı oluyor şu durumda ve bizler de bu hakikatle buluşmak isteyen, hakikati insanlığa ulaştırmak isteyen insanlar oluyoruz. Ne mutlu bizlere…” (3. gün, Mervan Botan)

GERÇEKTEN DİRENMEK GÜZEL

Bir sonraki sayfaya geçtiğimde ise şunlar not edilmiş: “İlk açlık grevim değil ancak, dışarıdaki ilk açlık grevim. Yerimiz dar ama hemen ayarlamalar yapılıyor. Mazlum ve Eriş arkadaş salonu bölmelere ayırıyor ve misafirler için bir oda ayrılıyor. Anlaşılan gelen giden çok olacak. Gerçekten direnmek güzel. Direniş önderlerimizden Kemal Pir arkadaşımızın sözüydü. Ve söz gibi büyüttüğümüz ve sürdürdüğümüz her direnişte arkadaşları yaşatıyoruz. Mervan içimizdeki en genç arkadaş, günlük için o zorladı. Kurtuluş yok artık her gün yazacağız. Bugün direnmenin güzelliği ile noktalıyorum.” (3. gün, M. Nimet Sevim)

BÊ SEROK JIYAN NABE

Biraz irdelerken kocaman harflerle yazılmış “BÊ SEROK JIYAN NABE” çıkıyor karşıma. “Kararlı, ne yaptığını bilen ve çıktığı yolculukta amaçlarında net bir grup yoldaşla Önder Apo ile buluşmaya yürüyoruz. İlk kim buldu ve haykırdı bilmiyorum. ‘BÊ SEROK JIYAN NABE!’’ sloganını. Anlamını yüklendiği bu mana gücünü bu açlık eylemi günlerinde çok daha derinden hissediyor insan.” (4. gün, Mustafa Sarıkaya)

TARİH DİRENENLERİ NOT EDER

“Nasıl ki özgürlük dağlarında en ön saflarda mücadele etmek Önderlik ile bir adım daha buluşmak anlamına geliyor ise, burada da geride bıraktığımız 3 gün biraz daha Önderliğe yaklaşmamızı, onun paradigma ve yaşam felsefesini biraz daha içimizde yaşam bulduğunu hissedebilmekteyiz. Tarih direnen halkları not eder…’’ (4. gün, Çekdar)

HER GÜNE DİRENİŞLE UYANMAK…

“Tüm güzelliklerin, direnişlerin öncüsü olan Reber APO’dan aldığımız güçle kadınlarımızı, gençlerimizi karşılıyoruz. Her güne direnişle uyanmak çok güzel  bir duygu tabi. Özelliklede yoldaşlarınla olmanın daha derin bir anlamı var. Bundan sonraki günlerin çok daha güçlü ve güzel geçeceğine inanıyorum.” (4.gün, Nurgül Başaran)

DÜN GECE HİÇ GÖRMEDİĞİN YEĞENİM ARADI

“Dün gece yeğenim ikinci kez aradı beni, ben ülkeden çıktıktan sonra doğmuş. Fiziksel olarak hiç görmedi beni. Açlık grevinde olduğumuz için rüyasında görmüş beni ve duygusal yaklaştı. Biz özgürlüğümüz ve onların geleceği için eylemimizle Önderlik üzerindeki tecritti kıracağız, başaracağız.” (5. gün, Yüksel Koç)

BİZ KARARLIYIZ…

“Evet yoldaşlar ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin mücadele sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve parti bayrağımız elden ele dalganacaksa, halkımız devrim marşlarıyla cenazelerimizi omuzlayıp ülke topraklarına götürecekse, şehadet geldiyse hoş geldi deriz… Biz kararlıyız.” (6. Gün, Agit Ural)

Kaynak: Yeni Özgür Politika

Bir Cevap Yazın