‘Can kayıplarının yaşanmaması için herkes duyarlı olmalı’

Leyla Güven'in sağlık durumunu takip etmek için cezaevi savcısına ve Adalet Bakanlığı'na başvurduklarını söyleyen Amed Tabipler Odası Başkanı Dr. Şerif Demir, can kayıplarının yaşanmaması için duyarlılık çağrısında bulundu.

0
39

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için 8 Kasım’dan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde olan Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in eylemi bugün itibariyle 60’ıncı gününe girdi. Giderek sağlık durumu kötüye giden Güven’in yanı sıra Kürdistan ve Türkiye cezaevlerinde de 126 siyasi tutsak aynı taleple süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Ayrıca 120’nin üzerinde cezaevinde yaklaşık 700 tutsağın süresiz-dönüşümlü eylemleri devam ediyor.

Avukatların verdiği bilgiler, Güven’in tansiyonunun son günlerde iyice düştüğü ve bundan dolayı da Adalet Bakanlığı’nın 4 gündür cezaevinin kapısında ambulans bekletildiği yönünde. Açlık grevinde olanların nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda ANF’ye konuşan Amed Tabipler Odası Başkanı Dr. Şerif Demir, Leyla Güven’in rehin tutulduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne gitmek için Adalet Bakanlığı’na başvuru yaptıklarını anlattı.

‘SAĞLIK KONTROLLERİ DÜZENLİ YAPILMALI’

Mesleki olarak insan yaşamının ve sağlığının önünde engel olan her türlü gelişmeye karşı olduklarını belirten Dr. Demir, şunları kaydetti: “Açlık grevleri, esasında cezaevlerindeki mahpuslar kimi politikalar ve uygulamaları protesto etmek amacıyla girerler. Dönüşümsüz açlık grevleri olduğunda sağlıkçıların ve hekimlerin yaklaşımları uluslararası yöntemlere uygun olmak zorundadır. Çünkü 1975 yılında Tokyo, 1991 yılında ise Malta bildirgeleri esas alınarak açlık grevinde olanlara yaklaşım sağlanır.

Bu bildirgeler hekim ve sağlıkçıların grevde olanlara nasıl davranmaları gerektiğini net olarak ortaya koyarlar. Diyarbakır Tabip Odası’nın da yaklaşımı bu evrensel doğrultudadır. Açlık grevine girenlerin yaşamlarının korunması, geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarının ve ölümlerin yaşanmaması için ilk günden beri düzenli sağlık kontrollerinin yapılması gerekiyor.”

DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Açlık grevine girenlerin sağlık kontrollerinin ilk günlerde bir hekim tarafından, sonraki günlerde ise bir sağlık heyeti tarafından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Demir, “Malta bildirgesinde açlık grevinde olan kişiler ile hekimleri arasındaki ilişkinin normal bir hekim ve hasta ilişkisi olması gerektiğine vurgu yapılır.

Ayrıca açlık grevinde olanlar belli şeyleri minimal düzeyde almaları gerekiyor. Günlük olarak 5 su bardağı su, iki çay kaşığı tuz, 5 yemek kaşığı şeker, bir tatlı kaşığı karbonat ve ileride nörolojik sekellerin kalıcı olmaması için ilk günden beri B1 vitaminin alınması gerekiyor” diye konuştu.

BAKANLIĞA VE SAVCILIĞA BAŞVURU

Leyla Güven’in sağlık durumunu takip etmek için ilgili bakanlığa ve cezaevi savcısına başvuru yaptıklarını ancak henüz bir cevap almadıklarını aktaran Dr. Demir, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Cezaevi savcısı ile hem yüz yüze görüştük hem de başvurumuzu yaptık. Kendisi de cezaevine gidebilmemiz için yaptığımız başvurunun Adalet Bakanlığı’ndan geçmesi gerektiğini söyledi. Tabi şu ana kadar bize bir dönüş olmadı.

Bu arada da Türkiye Tabipler Birliği de Sağlık Bakanlığı üzerinden başvuruda bulundu. Gerçekten de cezaevlerindeki açlık grevlerinin hiç kimsenin bedenine ve yaşamına zarar vermeden çözümlenmesi kuşkusuz ki biz hekimlerin vicdani, insani ve mesleki olarak temennisidir. Dolayısıyla da benzer süreçlerde ortaya çıkan can kayıplarının sağlık sorunlarının olmaması için herkesi duyarlılığa davet ediyoruz.”

Bir Cevap Yazın