CPT’nin ‘İmralı’ sorumluluğu/sorumsuzluğu

CPT, İmralı'da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a dönük ağırlaştırılmış tecride karşı sorumluluğunu yerine getiremedi. Bazı seneler İmralı'yı ziyaret eden kurum, tespit ettiği hukuksuzluğun da hakkını veremedi.

0
23

İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) ise İmralı tecridine-işkencesine dair sorumluluğunu yerine getiren bir performans sergilemedi. CPT, Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin organı olan ve üye devletlerdeki hapishaneleri ziyaret etme, tespit ettiği hak ihlallerine ilişkin rapor hazırlama yetkisine sahip. 28-29 Nisan 2016 tarihlerinde İmralı Hapishanesi’ne bir ziyaret gerçekleştiren CPT, daha önceki 6 ziyaretin aksine bu ziyaretine ilişkin tespit ve önerilerini içeren raporu Türkiye’nin onayının alınamadığı gerekçesiyle yayımlamadı. Yaptığı daha önceki ziyaretlere ilişkin raporlarında İmralı Hapishanesi’ne dair birçok hak ihlali tespitinde bulunup bunların giderilmesine dönük çeşitli tavsiyelerde bulunan CPT’nin, bugün artık mutlak haber alamama durumuna karşı sessiz kalması tepki çekiyor.

Darbe girişiminden sonra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın can güvenliğine dair kaygıya girildi ve bu duruma dair bilgi alınamadı. CPT’nin 29 Ağustos- 6 Eylül 2016 ve 10-23 Mayıs 2017 tarihlerinde Türkiye’deki birçok kapatılma birimini ziyaret edip İmralı Hapishanesi’ne gitmemiş olması da Türk hükûmetiyle kirli bir ilişkiyi akla getiriyor.

KÖTÜ ROLDE!

CPT, 28-29 Nisan 2016’da İmralı Adası’na yaptığı ziyaretin raporunu 20 Mart 2018’de açıklamıştı. Rapor yaklaşık 2 yıl sonra Ankara’nın talebi üzerine kamuoyuna duyurulurken, raporda Öcalan’ın, 5 yıldır avukatları ve 18 aydır ailesiyle hiçbir görüşme yapmadığı vurgusunda bulunularak, Öcalan ve aynı cezaevindeki diğer tutukluların dış dünyayla bağlantılarının kesildiği belirtilmişti. Raporda ayrıca, telefon dahil hiçbir görüşmenin yapılmadığına da dikkat çekilmişti.

Kürtler, Erdoğan diktatörlüğünün, Öcalan’a yöneleceğini öngörerek, CPT’den raporunu derhal açıklamasını istemiş ancak karşılık bulamamışlardı. Türk hükûmetinin talebiyle ise rapor 2018’de açıklanmış oldu. CPT, bir bakıma Erdoğan hükûmetinin oyununa, kendi sorumluluğunu unutarak dahil olmuştu.

CPT’nin raporu güncel bir değer de taşımıyor zira İmralı’da incelediğini söylediği koşullar iki yıl öncesine aitti. Tek başına CPT’nin sorumlu bulunmasından ziyade, onun bağlı olduğu Avrupa Konseyi’nin de bu kötü performansta rolü belirleyici.

‘TÜRK HÜKÜMETİYLE ÖCALAN’I DA KONUŞTUK’

Türkiye’ye psikiyatri klinikleri ve sosyal kurumlar hakkında bilgi almak üzere 2018 Nisan’da bir ziyaret gerçekleştiren İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ‘durumunun da konuşulduğunu’ duyurdu.

İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından yayımlanan açıklamada, kurum başkanı Mykola Gnatovskyy ile kurum yetkilileri Dagmar Breznoščákova, Julia Kozma ve Vytautas Raškauskas’tan oluşan bir heyetin, 4-13 2018 Nisan arasında bir ziyarette bulunduğu bildirildi. Açıklamaya göre heyet, Türkiye’den Adalet, Sağlık ile Aile ve Sosyal Politikalar bakanlıklarında bakan, bakan yardımcısı ve müsteşar düzeyinde görüşmeler gerçekleştirdi.

Açıklamada, İmralı Adası’nda tutulan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ilişkin görüşmeler de yapıldığı belirtildi.

‘Yetkili kurumlarla’ Öcalan’a ilişkin soruların ele alındığının vurgulandığı açıklamada, İmralı F Tipi Cezaevi’ndeki diğer tutsakların da gündeme geldiği ifade edildi. Açıklamada, özellikle İmralı’daki tutsakların ‘dış dünyayla bağlantı’ sorununun görüşüldüğü savunuldu.

Türkiye ziyareti sırasında yapılan gözlemlerin bakanlıklara aktarıldığının kaydedildiği açıklamada, Öcalan’a ilişkin ne tür soruların sorulduğu veya hangi cevapların alındığına yer verilmedi.

AVUKATLAR: İMRALI’YA GİTMELİ

Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Asrın Hukuk Bürosu ise CPT Heyeti’nin İmralı’ya da gitmesini istedi:

“CPT’nin Türkiye’de ziyarette bulunduğuna dair sadece basına yansıyan bazı bilgiler var. Ayrı bir bilgi sahibi değiliz. Eğer bir ziyaret gerçekleşiyorsa, ya da önümüzdeki dönem gerçekleştirilecekse, son yıllarda düzenli olarak talep ettiğimiz üzere İmralı Hapishanesine de gidilerek oradaki koşulların bire bir gözlenmesi ve raporlaştırılması gerekiyor.”

CPT’NİN ZİYARETLERİ

CPT’nin İmralı ziyaretlerin tarihleri şöyle:

27 Şubat-2 Mart 1999

14 Eylül 2001

16-17 Şubat 2003

19-22 Mayıs 2007

26-27 Ocak 2010

16-17 Ocak 2013

28-29 Nisan 2016

CPT’nin ziyaretlerinin ardından yazdığı raporlar, İmralı sisteminin bir boyutunun görülmesi açısından önemli.

1999

CPT’nin 1999’daki ziyaretinin raporunda, içinde bulunulan koşulların Öcalan’ı potansiyel olarak negatif yönde etkilediği belirtilirken, Öcalan’ın karşılanması gereken birincil ihtiyaçları olarak radyo, televizyon, kitap işaret ediliyor ve ayrıca başvuranın yakınları ile geciktirilmeksizin görüşmesine izin verilmesi isteniyordu.

Aynı raporda, “Bu arada CPT’nin takipçisi olacağı en önemli nokta da Öcalan’ın gerekli olan sayıda ve zamanda avukatları ile görüştürülmesidir” denilse de günümüzde yıllardır bu görüşmeler yapılmamasına rağmen CPT sözünde durmuyor.

2001

CPT heyeti, Eylül 2001 ziyaretinde de duyusal ve sosyal tecrit olgusuna dikkat çekti ve bu raporlar AİHM, Öcalan ve Türkiye davası kararına da konu oldu. Mahkeme, CPT raporlarını esas alarak, kararında “aynı zamanda tam bir duyusal tecridin sosyal tecritle birleştiğinde kişiliği yıkacağına ve bunu güvenlik ya da başka herhangi bir gerekçenin haklı gösteremeyeceğini, insanlık dışı muamelenin bir biçimi olduğuna” vurgu yaptı. Mahkeme, Öcalan’ın yakınları ve avukatlarıyla görüştürülmemesini de eleştirmişti.

2003

CPT heyeti, 16-17 Şubat 2003 tarihinde Türkiye’yi iki kez daha ziyaret etti. Bu ziyaretlerin ardından hazırlanan Raporun “Ziyaret Sırasında Elde Edilen Bulgular ve Önerilen Uygulamalar” başlığı altında 10. paragrafta; “Ziyaret hakkının üç aydan fazla bir süre için kesintiye uğraması her hükümlü için ciddi bir konudur ve uzun bir süredir tecrit altında tutulan Abdullah Öcalan açısından tamamen kabul edilmezdir” denilmişti.

Raporda ayrıca, görüşmelerin engellenmesine gerekçe gösterilen ‘hava muhalefeti’, ‘araç bozuk’un da gerçekçi olmadığın değinilmiş, “CPT elindeki bilgiler ışığında İmralı Kapalı Cezaevi ziyaretlerinin Türk yetkililerine ağır bir yük yüklemeden gerçekleştirilebileceğine ikna olmuştur” diye belirtilmişti. Bu raporda, Öcalan’ın sağlığının kötü etkilendiğine de işaret edildi.

2007

CPT, 2007’deki ziyaretine ilişkin ise Öcalan’ın kitaplara, gazete ve radyoya ulaşım, hücresi ve bitişik oda arasında dolaşım serbestisi; dışarı etkinlikleri kendi düzeni ve aktiviteleri, dış dünya ile irtibatı, tıbbi bakımı ile ilgili bir dizi tavsiyelerde bulundu.

CPT, “Abdullah Öcalan’ın şimdiden dört yıldır devam eden tecridinin sona ermesi için yollar bulması CPT için büyük bir önem arz etmektedir” de demiştir.

Ancak Türk devleti, CPT’nin bu ve benzer çağrılarına uymadı.

CPT, 2001 yılında Öcalan’ın telefona erişiminin bulunması tavsiyesinde bulundu. İlgili her iki kanun ve yönetmelik ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezası çeken mahpuslara bu olanağı sağlamaktadır. İdari Komisyon, Öcalan’a telefona erişimi için yapılan izin taleplerini sistematik olarak reddetti. Böylece, bu tavsiye ile ilgili olarak da hiçbir adım atılmadı.

CPT, 2007’de Türk makamlarından, tıbbî alanda ve dış dünya ile ilgili Öcalan’ın şartlarının iyileştirilmesini istemeyi gerekli görmüştü.

2010

CPT, 26-27 Ocak 2010 tarihlerinde İmralı Cezaevini ziyaretinde; yeni tutukluluk tesisi sonrası tüm hücrelerde gün ışığına az erişim olduğunu, mahpusların hücrelerinde ışık veren bir araç olmadan okumalarının mümkün olmadığını, özelde Öcalan’ın talebi üzerine hücresinde spor/havalandırma alanına bakan kapısının bazı yerleri yakın zamanda cam boşluklarla değiştirilse bile gün ışığına erişiminin yetersiz olduğunu tespit etti. CPT, bu temelde İmralı Cezaevindeki tüm hücrelerde gün ışığına erişimin iyileştirilmesi için gerekli adımların atılmasını tavsiye etti ama bu tavsiyeye de uyulduğu söylenemez.

CPT, bu yıl hazırladığı raporunda, İmralı’nın iletişim ve daha geniş faaliyet açısından geliştirilmesi gerektiğini de bildirmişti. Raporda, bir kez daha Öcalan’ın televizyon erişim konusu da gündeme getirilmişti.

CPT, Öcalan’ın ailesiyle açık görüş yapmasının engellendiğine de bu raporunda yer verdi.

Raporda, İmralı’da bulunan doktorların acil bakım konusunda her zaman eğitimli olmadıkları da belirtilmiş, bunun için talepte bulunulmuştu.

2013

CPT 16-17 Ocak 2013 tarihlerinde Türkiye’ye gerçekleştirilen ziyaretinde ise, gün ışığına erişimin hâlâ eksik olduğunu, diğer mahpuslara tanınan günde dört saat havalandırma olanağının Öcalan’a tanınmamaya devam ettiğini saptadı.

Öcalan’ın, 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana avukat görüşü gerçekleştirememiş olması ciddi bir kaygıya yol açıyordu. Bu husus CPT ve Türk yetkililer arasında Şubat ve Haziran 2012 tarihlerindeki yüksek düzeyli toplantıların konusuydu. CPT, Sözleşmenin 3. Maddesi ve 10. Madde 2. Paragrafına atıfta bulunarak, Türk yetkilileri bir an önce İmralı Cezaevindeki mahpusların avukat ziyaretini istemeleri durumunda bu görüşmeyi gerçekleştirebilmeleri için gerekli adımları atmaya çağırdı.

CPT, akraba görüşü bakımından da genel durumun tatmin edici olmadığını fark etti.

CPT, Türk yetkililere İmralı Cezaevinde herhangi bir mahpusun bu kadar uzun süre hücre cezası çekmesinin tekrar edilmemesi için gerekli önlemleri alması tavsiyesinde bulundu. Raporda, 14 Haziran 2001 tarihli Cezaevi İzleme Kurulları Kanununun 7. Maddesi uyarınca her cezaevinin yetkin kurullarca her iki ayda bir en az bir defa ziyaret edilir hükmü hatırlatıldı.

Bir Cevap Yazın