Kayıp yakınları, 3 kentte adalet aradı

Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, İzmir, Amed ve Batman'da adalet arayışlarını sürdürdü.

0
20

İZMİR

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle Konak Sümerbank önünde bir araya geldi. Bu hafta yapılan açıklamada 13 Kasım 1994 yılında Amed’de telsizli, sivil giyimli, uzun namlulu silahlı kişiler tarafından gözaltına alınarak katledilen Ali Tekdağ’ın hikayesi anlatıldı. “Kayıplar bulunsun”, “Hasta tutsaklar serbest bırakılsın” şiarıyla 450 haftadır düzenlenen eylemde, “Kayıplar vicdandır sahip çık” pankartı açılırken, İHD Eş Başkanı Eren Keskin de açıklamaya katıldı. Açıklamayı, İHD İzmir Şube Başkanı Zafer İncin okudu.

İncin, kaybedilişinin 24’üncü yılında 7 çocuk babası Ali Tekdağ dosyası için şunları söyledi: “Tekdağ, Eşi Hatice Tekdağ ile birlikte Dağkapı semtimden ‘birazdan geliyorum’ diyerek ayrılıyor. Eşi 10 dakika sonra Tekdağ’ın geldiğini görür. Ancak eşi kendisini görmemezlikten gelerek önünden geçip gitti. Eşi Hatice bu hareketine anlam veremeden ‘Ali’ diye seslendi. Fakat Tekdağ eşinin gitmesi için uyardı. Eşi bu hareketine anlam veremeden bir şeyler olduğunu anlıyor. Arkasına baktığında Tekdağ’a doğru gelen telsizli, sivil giyimli uzun namlulu silahları bulunan 3-4 kişiyi gördü. Tekdağ köşeye dönünce koşmaya başladı. Bunun üzerine sivil kişiler Tekdağ’ın üzerine ateş açmaya başladı. Silah sesleri geldiğinde Tekdağ kendisini yere attı. Tekdağ bir binanın içine götürüldü. 10 dakika sonra bir beyaz bir minibüs gelip binanın önünde durdu. Tekdağ ile kendisini yakalayan siviller bu minibüse binerek oradan uzaklaştı. Eşi Hatice, hemen ertesi günü Diyarbakır DGM Başsavcılığına dilekçe ile başvuruda bulundu. Dilekçeyi okuyan kişi olayın yeni olduğunu bir hafta sonra gelmesi gerektiğini söyledi. Hatice bir hafta beklemeyerek DGM’ye başvuruda bulundu. İki ay sonra her gün gelmesine sinirlenen bir polis Hatice’yi savcılığa çıkardı. Savcı olayla ilgili şahit getirmesini isterken, Hatice şahidin kendisi olduğunu söyledi. Bir süre sonra Savcı Hatice’ye gerekli yerlere telefon açtığını ve böyle bir kişinin kendileri tarafından gözaltına alınmadığını söyledi. Savcı bir daha gelememesini söyledi.”

Tekdağ’ın daha öncede defalarca gözaltına alınıp tutuklandığını ve sürekli polisler tarafından takip edildiğini belirten İncin, “Bırakıldıktan sonra evi basılan Tekdağ, ailesini alarak İzmir’e yerleşti. Bir süre sonra Diyarbakır’a döndü. Tekrar rahatsız edilen Tekdağ, 19 kere gözaltına alındı. Her defasında işkenceye maruz kaldı” dedi.

İncin, 1996 yılında gazetede yayınlanan itiraflarında bir JİTEM subayının Ali Tekdağ’ın gözaltına alınıp Diyarbakır TEM şubesi, sonra Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü Polis Kolejinde sorgulandığını hatırlattı.

İncin, JİTEM subayının şu itiraflarını aktardı: “O zaman operasyon timindeydim. 80 veya 90 günde yapılan sorgulamada polise hiçbir bilgi vermemişti. Üsteğmenin anlattığına göre çok işkence görmüştü. Askeri Doktor Tekdağ’ın daha fazla dayanamayacağını söylemesi üzerine 120’inci günde alınıp içerisinde bulunduğum operasyon timi eşliğinde askeri bölge dışında bulunan bir çöplüğe getirdik. Özel harekat timinde komiser yardımcısı Timuçin ve Boğa lakaplı komutan tarafından silahla taranarak öldürüldü. Timde bulunan başka eleman Tekdağ’ın yakılması gerektiğini söyledi. Kömür haline gelinceye kadar yakıldı. Kemikleri Silvan Diyarbakır arasında bulunan bir dere kenarındaki nadasa bırakılmış bir tarlaya bıraktık. Kazma kürekle gömdük. Bu olaydan sonra Boğa lakaplı komutan ödüllendirilerek Mardin Zırhlı Tugay’ına atandı. Tekdağ’ın ölüm olayı, OHAL Valisi, Diyarbakır Emniyet Müdürü ve Asayiş Kolordu Komutanı bilgisi dahilindedir.”

İç hukuk yollarının tüketilmesinden sonra Tekdağ ailesinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuruda bulunduğunu aktaran İncin, AİHM’in Türkiye’yi mahkum ettiğini belirtti.

AMED

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla her hafta düzenledikleri oturma eyleminin 503’üncüsünü gerçekleştirdi. Eylem İHD Amed Şubesi binasında yapıldı. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eyleme, kayıp yakınları, İHD yönetici ve üyeleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Amed İl Başkanı Mehmet Sayın katıldı.

Eylemde bir konuşma yapan İHD Şube Başkanı Abdullah Zeytun, adalet sağlanıncaya kadar mücadelelerine devam edeceklerini söyledi. Devletin paramiliter güçleri tarafından insanlığa karşı işlenen suçalar nedeniyle yüzlerce insanın katledildiğini hatırlatan Zeytun, insanlığa karşı suçları işleyenleri yargı da cezasızlıkla bugüne kadar koruduğunu söyledi. Zeytun, “Yakın zamanda açılan ve dosyası görülen Kulp dosyasında veril beratla sanıklar adeta mükâfatlandırıldı. Yine yakın zamanda katledilişinin 9. yılını dolduran Ceylan Önkol davası, yine bir cezasızlık örneğiyle ödüllendirildi” diye konuştu.

İHD Amed Şubesi Yöneticisi Ezgi Sıla Demir de 18 Kasım 1996 tarihinde Sur ilçesi Hz. Süleyman Cami civarında beyaz bir Toros’la gözaltına alınan ve kendisinden bir daha haber alınamayan Hakkı Kaya’nın hikayesini anlattı. Amed merkezinde ikamet eden Hakkı Kaya’nın nakliyat işiyle uğraşıp geçimini sağladığını hatırlatan Demir, “Hakkı Kaya, beyaz Toros araç ile alıkonulmadan 3 gün önce Diyarbakır Sur ilçesi Hz. Süleyman Camii civarında Cuma namazından çıkarken 3 sivil polis tarafından kendisine ‘bizimle karakola geleceksin’ denilerek durdurulur. Hakkı Kaya, ‘Bizim işimiz var, daha sonra biz karakola uğrarız’ cevabını vererek karakola bu şekilde gitmeyi reddeder” dedi.

Demir, Kaya’nın, olaydan 3 gün sonra 18 Kasım 1996 tarihinde Ahmet Yaşar ve soy ismi öğrenilemeyen Metin adlı arkadaşlarıyla birlikte Ziya Gökalp Lisesi civarında Tekkapı’ya doğru yürüyüş halindeyken yanlarına beyaz Toros diye tabir edilen 06 EKN 22 plakalı bir aracın yanaştığını belirtti. Demir, şunları kaydetti: “Araç içerisinden polis olduğu iddia edilen 3 silahlı kişi inerek Hakkı Kaya ve arkadaşlarını durdurup üst araması yaparlar. Akabinde silahlı 3 kişi, kendilerine bazı sorular sorduktan sonra Kaya ve arkadaşlarını beyaz Toros’a bindirip olay yerinden uzaklaşır. Endüstri Meslek Lisesine doğru ilerlerken araç içerisindeki Hakkı Kaya dışında Ahmet Yaşar ve Metin adlı şahıs araçtan indirilir. Olay sırasında arkadaşının da serbest bırakılmasını isteyen Ahmet Yaşar, 3 silahlı kişinin ağır hakaretlerine maruz kalır. Beyaz Toros ile Ziya Gökalp Lisesi civarından alınan Hakkı Kaya’dan o tarihten sonra bir daha haber alınamaz.” 

Tüm girişimlere rağmen Kaya’dan haber alınamadığını ifade eden Demir, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2009 yılında açtığı soruşturmada bir gelişmenin olmadığını söyledi.

BATMAN

Batman’da ise kayıp yakınları ve İHD Şubesi, açık alandaki yasaklama üzerine 409’uncu hafta eylemini dernek binasında düzenledi. Eyleme, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Batman Milletvekili Feleknas Uca ve Özgürlükçü Hukukçular Platformu avukatları, kayıp yakınları, İHD yöneticileri katıldı. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” yazılı pankart açan kayıp yakınları, yakınları ile öldürülen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin fotoğraflarını taşıdı.

İHD yöneticilerinden Zeki Tangüner, 24 Eylül 1996 tarihinde Diyarbakır E Tipi Cezaevi’nde 10 tutuklunun katledildiği, birçok tutuklunun darp edildiği olayı anlatan Tangüner, cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ve ölümlere dikkat çekti. Cezaevlerinin Türkiye’nin kanayan bir yarası olma durumunu koruduğunun altını çizen Tangüner, cezaevlerindeki hasta tutukluların serbest bırakılmasını istedi. Tangüner, “Cezaevlerindeki başta işkence ve kötü muamele iddiaları olmak üzere hak ihlallerinin etkili bir şekilde soruşturulmasını ve sorumluların yargı önüne çıkarılmasını, hasta mahpusların yaşam koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini ve yerlerinin cezaevleri değil hastaneler olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz” dedi.

Bir Cevap Yazın