Önder Apo’yu sahiplenmek bir demokratikleşme ölçüsüdür

Kim Kürt halkıyla ortak demokrasi mücadelesi yürütmek istiyorsa Önder APO’nun sağlık, güvenlik ve özgürlüğü için mücadele etmelidir.

0
22

Dünyada hiçbir siyasi lidere uygulanmayan ağır tecrit Önder APO’ya uygulanmaktadır. 12 Eylül faşizmi döneminde hiçbir zaman böyle bir tecrit uygulanmamıştır. Hatta siyasi tutsaklar bir eylem biçimi olarak avukatlarıyla görüşmelere ve aile ziyaretlerine çıkmazlardı. Çünkü avukatlarla görüşme ve aile ziyaretleri en temel haklardandır. Bunu çiğneyen bir iktidar her türlü baskı ve işkenceyi yapan iktidar olur. Nitekim şu anda Kürt halkına ve demokrasi güçlerine 12 Eylül faşizmini aşan baskı ve zulüm politikaları uygulanmaktadır.

İmralı’da uygulanan ağır tecridin siyasi anlamı kapsamlıdır, derindir. Tüm Kürtlere uygulanan bir tecrit ve baskıdır. Amacı da Kürt soykırımıdır. Varlığı, kimliği, dili, kültürü ve siyasi iradesi reddedilen bir halkın Önderine uygulanan baskı ve ağır tecrit o halka uygulanan soykırımdır. Bu soykırımı gerçekleştirmek için de demokrasi güçlerine yoğun bir baskı uygulanmaktadır. Böylelikle Kürtler nefes alamaz hale getirilerek daha kolay soykırıma uğratılacaktır. Aslında sadece bugün değil 1924 yılından bu yana Kürtler ve demokrasi güçleri üzerinde sistematik ve sürekli bir baskı uygulanmaktadır. O günden bugüne Kürtler ve başta sosyalistler olmak üzere demokrasi güçlerinin kaderi ortak hale gelmiştir. Kürt’e yapılan baskı demokrasi güçlerine, demokrasi güçlerine yapılan baskı Kürt’e yapılmış olmaktadır. Türkiye’de uygulanan faşist baskıların karakteri böyle anlaşılmadan soykırımcı faşist iktidardan kurtulmak mümkün değildir.

Türkiye tarihi ve Kürdistan’daki mücadele göz önüne getirildiğinde bu diyalektik ve denklemin olduğu rahatlıkla görülür. Zaten başta sosyalistler olmak üzere tüm demokrasi güçleri bu gerçeği görmüşlerdir. Bu nedenle de Kürtlerle ortak mücadeleyi önemli görmektedirler. Zaten Kürtler PKK’nin tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte her zaman bu bilinçle hareket etmişlerdir. Bugün ise demokrasi mücadelesinin en temel aktörü haline gelmişlerdir.

Önder APO ile Kürt halkı arasındaki bağ bilinmektedir. Zaten Önder APO’ya Kürt halkını ayağa kaldırdığı için komplo yapılmıştır. Önder APO esaret altına alınarak Kürt halkının özgürlük mücadelesi bitirilmek istenmiştir. Önder APO’ya komplo doğrudan Kürt halkına komplodur. Dünya tarihinde bir önderlikle bir halkın mücadelesi bu düzeyde birbirine bağlı olmamıştır. Bu açıdan Kürt Halk Önderine yönelik her tutum ve saldırı Kürt halkına yöneliktir. Kürt halkı bu bilinçle 20 yıldır Önderliğini sahipleniyor, Önderliğinin sağlık, güvenlik ve özgürlüğü için mücadele ediyor. Önder APO’yu sahiplenme Kürt halkını sahiplenme ve Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesini vermedir. Kim Kürt halkıyla ortak demokrasi mücadelesi yürütmek istiyorsa Önder APO’nun sağlık, güvenlik ve özgürlüğü için mücadele etmelidir. Çünkü bu Önderliği sahiplenip özgürlüğü için mücadele etmeden Kürt halkıyla tutarlı bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi verilmiş olmaz. Bu açıdan tüm demokrasi güçlerinin Kürt Halk Önderini sahiplenmesi çok önemli bir konudur. Türkiye’de demokrasi mücadelesinin ölçütlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de şahlandırılan şovenizmin hedefi oluruz kaygısıyla Kürt Halk Önderini sahiplenmemek faşizme karşı mücadeleyi zayıflatır. Faşizmin toplumu esir alıp yönlendirildiği konularda şovenizmi kırmak önemlidir. Gerçek demokrasi mücadelesi ancak böyle geliştirilir. Halkta gerçek demokrasi bilinci böyle yaratılır. Halk neden faşistlerin peşinden gidiyor sorusunun cevabını burada görmek lazım. Faşizmin toplumda şovenizmi şahlandırmak için kullandığı argümanlarını etkisiz kılmak gerekir. Ne Kürtler ne Kürt Halk Önderi ne de PKK Türkiye’nin düşmanıdır. Aksine faşizm bu algıyı yaratarak Türkiye’ye düşmanlık yapmaktadır. Faşizm Türkiye’nin gücünü kırmaktadır. Türkiye önünü, geleceğini göremediği için sürekli krizlerle boğuşmaktadır. Bu da şu ya da bu kesimden gelen darbe girişimlerini tetiklemektedir. En son darbeleri ise AKP ve Tayyip Erdoğan tüm Türkiye halklarına, Türkiye’nin kendisine yapmıştır.

Türkiye’yi bu durumdan kurtarmak ancak Kürt sorununa doğru çözüm öneren ve Türkiye’nin demokratikleşmesini hedefleyen PKK ve Önder APO gerçeğini doğru anlamakla mümkün olur. Bu nedenle kim Önder APO’ya düşmanlık yapıyorsa, ağır tecrit uyguluyorsa o Türkiye’nin düşmanıdır, algısını yaratmak lazım. Bu konuda cesaretli olmak lazım. Demokrasi güçleri Önder APO’yu sahiplenmeli, sağlık, güvenlik ve özgürlüğünü sağlama mücadelesinin parçası olmalıdırlar.

Önder APO’ya tecrit Türkiye’nin geleceğine tecrittir. Türkiye’nin geleceğine düşmanlıktır. Türkiye 20 yüzyıldaki Kürt sorununu çözümsüz bırakarak ve kurumsal faşizmi sürdürerek istikrar ve barış sağlayamaz. 21. yüzyılda Türkiye ya demokratikleşecek ya da Osmanlı gibi çözülüşe uğrayacaktır. Kürt halk Önderi Türkiye’yi bu durumdan çıkarmak istiyor; ancak NATO mermer, NATO kafa Tayyip Erdoğan gerici direnişiyle Türkiye’yi çözülüşe götürüyor. Artık Türkiye’yi Kürtler ve demokrasi güçleri düzlüğe çıkaracaktır. Bu açıdan Türkiye’yi demokratikleştirme ve Kürt sorununu çözüm mücadelesiyle Önder APO’nun özgürlüğünü birlikte yürütmelidirler. Sadece ve sadece bu iki mücadeleyi birlikte yürüterek sonuç alınabilir. Çünkü doğru demokrasi mücadelesi ancak böyle verilir.

KAYNAK: YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Bir Cevap Yazın