Av. Kaleli: Meslektaşları Seda’yı yalnız bırakmamalı

Yaklaşık 10 aydır tutuklu bulunan MA muhabiri Taşkın'ın yarın görülecek karar duruşmasına çağrı yapan avukatı Gulan Çağın Kaleli, "Seda'ın meslektaşları yarın onu yalnız bırakmamalı" dedi.

0
14

Ocak 2018 tarihinden bu yana Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Taşkın’ın yarın karar duruşması görülecek. Bir önceki duruşmasında savcı, Taşkın hakkında ‘örgüt üyeliğinden’ ve sosyal medya paylaşımlarını delil göstererek ‘zincirleme propagandadan’ ceza alması yönünde mütalaa vermişti. Taşkın, 20 Aralık 2017 tarihinde Muş’ta gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılmış ancak daha sonra itiraz üzerine bu kez ikamet ettiği Ankara’da hakkında yakalanma kararı olduğu gerekçesiyle tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘yargılanan’ Taşkın’ın avukatı Gulan Çağın Kaleli, gözaltına alınmasından tutuklanmasına kadar ki bütün sürecin hukuka aykırı yöntemlerle işlendiğini belirtti. Kaleli, Muş terörle mücadele polislerinin Taşkın’ın ilk gözaltısında serbest bırakıldıktan sonra kendisini ve avukatını tehdit ederek ‘Sizler göreceksiniz. Seni nasıl serbest bırakırlar? Biz itiraz edeceğiz ve sen tutuklanacaksın’ dediklerini aktardı.

ORTADA OLMAYAN DELİLLER

Hem Bitlis hem de Muş Sulh Ceza Mahkemeleri’nin müvekkilleri Taşkın’ın tutuklanmasına delil oluşturacak gerekçelerin ortada olmamasına rağmen böyle bir yargılamaya giriştiklerini belirten Av. Kaleli, şunları kaydetti: “Aslında müvekkilimiz ilk gözaltına alındığında ‘örgüt propagandası yapmak suçuyla’ gözaltına alınmıştı ve ifadesine de bu suçtan başvurulmuştu. Twitter’da yaptığı paylaşımlardan dolayı bu iddia ile ifadesi alınmıştı.

Paylaşımlarında bir basın çalışanının yapmış olduğu haberler, haber akışları ve yorumlar yer almaktaydı. Bunlar da aslında bir basın çalışanının görevidir. Tüm bu paylaşımların hem basın özgürlüğü hem de düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor. Zira, Yargıtay, AİHM ve anayasa mahkemesi bu minvalde birçok karar vermiştir.”

SONRADAN EKLENEN ‘SUÇ’

Mahkemenin, Taşkın’ın yapmış olduğu paylaşımlardan bir propaganda suçu çıkaramadığından dolayı, “örgüte üye olma suçunu” da dosyasına eklediğini söyleyen Av. Kaleli, “Gözaltından iddianamenin hazırlanmasına kadar geçen süreçte propaganda suçundan, iddianamenin hazırlanması safhasında ise dosyaya “örgüte üye olma suçunun” eklendiğini gördük.

Biz, bir dosyada propaganda suçundan bahsedilemezken, hangi delillere dayanarak üyelikten de iddianame hazırladınız noktasını mahkeme huzurunda söyledik. Çünkü dosyada üyeliğe dair hiçbir delil yoktu. Propagandayı da müvekkilin yapmış olduğu haberleri yorumlayarak iddianame kapsamına almışlar. Ama buradaki başka kritik nokta ise, baz alınan haberler ve paylaşımlarda herhangi bir propaganda suçuna delalet değil” diye konuştu.

‘TEK GEREKÇE MA’DA ÇALIŞIYOR OLMASI’

“Buradaki tek gerekçe, aslında müvekkilin Mezopotamya Ajansı’nda çalışıyor olmasıydı” diyen Av. Kaleli, şunları ekledi: “Çünkü mahkemenin, MA’nın Dicle Haber Ajansı’na müteakip açıldığına ve DİHA’nın da ‘örgütle iltisaklı’ olduğuna dair bir iddiası var. Bu iddiaya dair herhangi bir işlemin yapılıp yapılmadığı konusunda mahkemenin kurumlara yazdığı müzekkerelere de cevap gelmedi. Bizim bu ‘yargılama’ sürecine dair yorumumuz, müvekkilimizden öte, onun çalıştığı haber ajansından kaynaklı bir propaganda ve üyelik suçlaması yaratıldı. Çünkü iktidarın kendisine muhalif olan hiçbir sese tahammülünün olmadığını görüyoruz.”

REDDİ HEKİM TALEBİ REDDEDİLDİ

Taşkın’ın tutuklanmasına gerekçe gösterilen sözde ‘ihbarın’ polisten emniyete atıldığını belirten Av. Kaleli, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Polise, polisten atılan bir delilin hukuksuz olduğunu mahkemede dile getirdik. Dolayısıyla biz onlara, “Siz hukuksuz başlayan bir soruşturmayı hukuksuz devam eden bir kovuşturmaya dönüştürdünüz ve yine hukuksuz bir şekilde karar vereceksiniz” dedik. O yüzden de bu ihbarcının değil, bu polis memurunun kim olduğunun ortaya çıkmasını istiyoruz dememize ve 4 celsedir bunu ısrarla talep etmemize rağmen, mahkeme heyeti talebimizi reddediyor.

Çünkü bu kişinin gerçek kimliğinin ortaya çıkması ve delilin ortadan kalkması sonucunda dosya çökecek ve yargılama olmayacak. Ancak mahkeme tüm taleplerimizi reddederek hakimin reddi talebinde bulunmamızı sağladı. Fakat bu talebimize de ret cevabını aldık. Dolayısıyla mahkeme tarafından korunan bir polisten bahsediyoruz. Bunu da tek bir kişinin yargılanması olarak değil, bir sistemin zihniyetinin yansıması olarak görüyoruz.”

‘BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ DİLE GETİRECEĞİZ’

Taşkın’ın 10 Ekim’de karar duruşması olacağını hatırlatan Av. Kaleli, şunları vurguladı: “Seda hakkında başlayan usulsüz soruşturma ve devamındaki kovuşturma neticesinde iddia makamı örgüt üyeliğinden ve zincirleme propaganda suçundan Seda’nın cezalandırılmasını istiyor. 10 Ekim’de Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde olacağız ve müvekkilimizi savunmaya devam edeceğiz. Basın özgürlüğünü bir kez daha dile getireceğiz. Bir basın çalışanının olmazsa olmaz hakkı olan düşünce ve ifade özgürlüğünün korunması gerektiğini vurgulayacağız.”

TAŞKIN’IN MESLEKTAŞLARINA ÇAĞRI

Müvekkilleri olan Taşkın’ın bir yıla yakındır Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulmakta olduğunu söyleyen Av. Kaleli, konuşmasını şu çağrıyla sonlandırdı: “Biz başından beri Seda’nın bir gazeteci olması nedeniyle yargılandığını söyledik. Seda mesleğini çok seviyor ve sahipleniyor. Elbette birçok basın emekçisi yargılanıyor ve hepsinin dosyaları kıymetli. Seda’nın da dosyası en az onlarınki kadar kıymetli.

Bu yüzden biz tüm meslektaşlarını Muş 2. Ağır Mahkemesi’nde Seda’yı yalnız bırakmamalarını diliyoruz. Çünkü ilk duruşmada da gördük, o salon boş kaldığında sandalyeleri çevik kuvvet ve terörle mücadele memurları dolduruyorlar. Bu koşullarda süren duruşmalarında mahkeme heyetini kesinlikle baskı altına aldığını düşünüyoruz. Çünkü biz mahkeme heyetine de ‘Bu dosya sizin değil, Muş TEM’in yürüttüğü bir dosyadır’ dedik. Dolayısıyla müvekkilimizin meslektaşlarının o gün o salonu doldurmalarını talep ediyoruz.”

Bir Cevap Yazın