HDK Kadın Konferansı: Leyla Güven yolumuzu aydınlatıyor

HDK Kadın Meclisleri Kadın Konferansı başladı. Konferansta konuşan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Leyla Güven'i selamladı.

0
21

Halkların Demokratik Kongresi’nin (HDK) Kadın Meclisleri 9. Dönem Kadın Konferansı başladı. Hotel Akar International’da düzenlenen Konferansa çok sayıda kadın katıldı. HDK Eş Sözcüsü Gülistan Koçyiğit ve HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Konferans’a katılanlar arasındaydı. Konferansın yapıldığı salona Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Leyla Güven’in fotoğrafının üzerinde bulunduğu, “Tecride hayır, yaşamı savunan direnişe ses ver” yazılı mor pankart asıldı. 

‘DAHA GENİŞ KİTLELERE ULAŞACAĞIZ’

Kadın konferansında ilk sözü olan HDP Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, kadın konferansında buluşmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “HDK bugün çok ihtiyacını duyduğumuz barış içinde insanca yaşayacağımız bir Türkiye’yi kurmak üzerine çıktı. Bugün bu şartlar olmasaydı çok daha farklı bir yerde ve kapsayıcı olarak devam edebilirdi yoluna. Ama o günler de gelecek bir gün çok daha geniş kitlelere ulaşacağız” dedi.

‘LEYLA GÜVEN’İN MEŞALESİ YOLUMUZU AYDINLATIYOR’

Ardından açılış konuşmasını HDK Eş sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit yaptı. Leyla Güven’i selamlayarak konuşmasına başlayan Koçyiğit, “Faşizmin bütün bir ülkeyi karanlığa boğmak istediği insanlık adına, barış adına hiçbir şeyi bırakmadığı ve bizlere mutlak karanlığı dayattığı bu dönemde Leyla Güven’in yaktığı özgürlük ve barış meşalesi yolumuzu aydınlatıyor. Leyla arkadaşımız her şeyin normalleştiği bu kötülüğün içinde teslim olmamızı ve direnmemiz gerektiğini hepimizi bize gösterdi. Onun mücadelesini sahiplendiğimizi ve tecridin bir an önce kaldırılması gerektiğini söylüyoruz” diye vurguladı.

Savaş sürecini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecritle başladığına dikkat çeken Koçyiğit, 2016’da gerçekleşen aile görüşünün ardından Öcalan’dan haber alınamadığını vurguladı. Uluslararası yasaların ve insanlık değerlerinin çiğnendiğine dikkat çeken Koçyiğit, “Biz barış süreçlerinde kaybediyoruz o yüzden rotamız savaş ve tecrit diyorlar. Ve her birimizin de bu politikalara teslim olmasını boyun bükmesini istiyorlar. 2012’den beri nasıl AKP’nin kadın politikalarına direniyorsak, 2015’ten beri getirilmeye çalışılan faşizme karşı direniyoruz” diye konuştu.

Koçyiğit, şöyle devam etti: “Sayın Leyla Güven ‘ben hayatı uğruna ölecek kadar seven yoldaşlardan biriyim’ dedi.  Onlardan biri de Sakine Cansız’dı. Sakine cansız ile birlikte Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan siyasi çalışmalarından dolayı 9 Ocak 2013’te Paris’te kirli hesaplar sonucunda katledildiler. Ne yazık ki hâlâ failleri bulunmamış bir cinayet. Yine Cizre ablukalarında kaybettiğimiz üç kadın arkadaşımız Sêvê, Pakize ve Fatma da kadın karşıtı kirli politikalar sonucunda sivil olmalarına rağmen ne yazık ki katledildiler. Bu katliamın da üstü örtüldü ve hâlâ biz faillerin açığa çıkartılmasını bekliyoruz.”

‘MAFYAVARİ DÜZEN!’

Kadınların hem yoksullaştığını hem de evdeki erkeklerin şiddetine daha fazla maruz kaldığını ifade eden Koçyiğit, tüm bunlara karşı yan yana gelmenin ve kendi sorunları olarak görmek zorunda olduklarının altını çizdi. Koçyiğit, “Mafyavari bir düzenle barbarlığı dayatılıyor” diye ekledi.

Kadınlar olarak yeni hedeflerle yürümek zorunda olduklarını dile getiren Koçyiğit, kadın meclislerini her yerde olmasını gerektiğinin altını çizdi.

BULDAN, LEYLA GÜVEN’İ SELAMLADI

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan da şunları söyledi:

“Özellikle sevgili Leyla Güven arkadaşımızın 66 gündür bedenini açlık grevine yatırdığı ve bu çığlığının cezaevi duvarlarını aştığı bu kıymetli direniş karşısında saygı ile eğiliyorum. Sevgili Leyla Güven’e buradan kucak dolusu sevgi ve selamlarımızı göndermeyi bir borç biliyorum.”

Leyla Güven’in toplumsal ve tarihsel bir soruna dikkat çekmek için direndiğine dikkat çeken Buldan, “Sayın Öcalan aslında 3,5 yıl önce başlattığı süreç ile bu ülkenin geleceğine, barışına, demokrasi ve özgürlük mücadelesine dair ifade ettiği düşüncelerin ve görüşlerin ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi” dedi.

Tecridin barış ve demokrasi isteyen herkese uygulandığını dile getiren Buldan, şöyle devam etti: 

“(…) Bu süreçler bize bir kez daha gösterdi ki, hepimizin üzerinde durması ve yoğunlaşması gereken bu ülkenin kırmızı çizgisi olan bazı hassas noktalar var. Bu noktaların başında tecrit meselesi geliyor. Biz kadınlar tecridin kalkması için ortak bir mücadele yürütemezsek, Leyla Güven’in sesine ses olamazsak, onun çığlığını duyamaz ve elimizi Leyla Güven’e uzatamazsak, bu karanlık günlerin devam edeceği, demokrasinin ayaklar altına alındığı, demokratik siyasetin tasfiye edildiği yeni yeni süreçlerle karşılaşacağımızı belirtmek isterim.”

“Özellikle kadınlar olarak güçlü olduğumuzu Diyarbakır sokaklarında her şeye rağmen sokağa çıkan kadınlar şahsında gördük” diyen Buldan, “Yerel seçimlere kadınlar olarak damga vurmak zorundayız” mesajını verdi. 

Buldan, konuşmasını şöyle bitirdi:

“Sevgili Leyla Güven başta olmak üzere cezaevinde rehin tutulan ve direnen arkadaşlarımızın özgürleşmesi için güçlü bir birlikteliğe ihtiyaç olduğunu ifade ediyorum ve bu duygularla hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”

Bir Cevap Yazın