Çağın Direnişi, bölgedeki kaos ve yeni denge arayışları

Efrîn’de Türk devletinin işgal girişimine karşı gösterilen Çağın Direnişi bölge ve dünyadaki etkilerini göstermeye başladı. Direniş uzayıp marjını kanıtladıkça bölge dengeleri de yeniden ele alınmaya başlandı.

0
50

RTE, DAİŞ ve El Kaide’nin iş birliği ile Efrîn’e yönelik başlatılan işgal girişimi ve buna karşı gösterilen Çağın Direnişi, dördüncü haftasına girdi. Önce ‘3 saatte Efrîn’deyiz’ denildi, ardından ‘3 günde işgal ederiz’ denildi ve işgal girişimi dördüncü haftasına girdi. Dördüncü haftaya rağmen RTE ordusu ve çeteleri henüz sınır boylarını aşamadılar. Çağın Direnişi ile saldırılar engellenince uluslararası ve bölgesel güçler işgale karşı seslerini yükseltmeye başladılar. ABD başta olmak üzere Fransa ve daha birçok ülke işgale karşı yeni yeni açıklamalar yapmaya başladı. BM dolaylı bir biçimde olsa da Efrîn işgal girişimini gündemine almaya başladı. Mısır, Irak, İran başta olmak üzere birçok bölge ve Arap ülkesi de bu işgale karşı tutumlarını göstermeye başladı.

ABD’NİN TÜRKİYE’YE TUTUMU NETLEŞİYOR

ABD Rusya ile şantaj politikası yapan Türkiye’ye karşı tutumunu giderek daha fazla netleştirdi. Geçtiğimiz günlerde RTE ve Bekir Bozdağ’ın Minbic’e karşı açıklamalarına ABD’den net ve sert yanıtlar geldi. ABD bununla de yetinmeyerek, güvenlik danışmanı, dışişleri ve savunma bakanları düzeyinde Türkiye ile görüşmeler başlattı. Bu görüşmelerin ilk gerçekleşti. Havuz medyasında bu görüşmelerde hiçbir şey olmamış gibi yansıtılıyor; ABD’nin tampon bölge vs. gibi önerilerle Türkiye’ye geldiği yönünde yayın yapıyor. Ancak işin aslı bunun tersidir. Zira ABD’nin Zarrab dosyasında adları geçen RTE’nin eşi, çocukları, birçok bakan, milletvekili için kırmızı bültenle arama dosyası ile Türkiye’ye geldiği, bunun restini çektiği yönünde bilgiler var. Elbette ABD tarafından bunlar dosya olarak sunulurken, Türkiye’nin Suriye, özellikle de Kuzey Suriye topraklarında Rusya ile hareket ederek ABD’nin yüz yıllık projesini engelleme saldırılarından vazgeçmesi istenmiş. Bundan vazgeçilmemesi durumunda dosyanın işleme konup kırmızı bültenle aramaların başlanacağı uyarısı yapılmış. Buna Türk Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu ‘aba altından sopa gösteriliyor’ diye yaptığı açıklamada da işaret etti.

RUSYA HALKI TEPKİLİ VE KAYGILI

ABD-Türkiye ilişkileri açısından durum bu kadar kritik bir noktaya gelirken, Rusya halkı ve siyasetçilerinin, Türkiye üzerinden Almanya ile ‘buluşması’ sorgulanıyor. Rusya halkı ve siyasi partileri, Putin’in Rusya’daki oligarklar aracılığı ile böyle bir ilişki ve ittifaka girdiği, bunun da işgal ile birlikte Rusya’ya ağır bedeller ödeteceği görüşünde. Rusya halkı ve siyasi partileri tarafından sorgulanan bir diğer nokta ise faşizm ve diktatörlükten en çok çeken bir ülke olmasına rağmen, faşist ve diktatörlüğe doğru giden RTE ile yapılan iş birliği. O yüzden bir avuç oligark ve Putin dışında kalan Rusya halkları ve siyasi partilerinin hemen hemen hepsi bu ilişkiyi sorguluyor ve bir an önce vazgeçilmesini istiyor.

Rusya ile Türkiye arasındaki ilişki, Rusya’nın Türkiye üzerinden Almanya ile aynı kefeye düşmüş olması, halk ve siyasi partiler tarafından sorgulanıyor. Rusya halkı ve siyasi partileri çetelerle iş birliği içinde olan RTE’nin Efrîn işgal girişiminde kaybedeceği ve onunla birlikte Rusya’nın da Türkiye’den sonra en fazla kaybedecek ülke olduğunu düşünüyor ve bunun kaygılarını yaşıyor.

İRAN DAHA ÇOK KARŞI ÇIKMA ARAYIŞINDA

ABD, Rusya açısından bu durum yaşanırken, İran açısından ise daha farklı bir durum gündemde. İran, Türkiye’nin Efrîn işgali ile kendisine yönelik bir hamle içerisinde olduğu kanısında. Bundan dolayı işgal girişimine ilk günlerinden itibaren karşı çıktı. İran’ın bu çıkışına, İsrail saldırıları ile cevap verildi. O yüzden İran şimdi daha fazla karşı çıkmanın arayışı içinde.

Bu gelişmeler, bölgede işgal girişimine Çağın Direnişi ile cevap verilmesi ile yeni ilişki ve denge arayışlarının da olduğunu ortaya koyuyor.

TÜRKİYE GÜNEY KÜRDİSTAN’I TEHDİT EDİYOR

Güney Kürdistan halkı DAİŞ, El Kaide çeteleri ile girişilen bu işgal girişimine karşı ilk günlerden itibaren tepkilerini ortaya koydu. Halkın tepkisi, Güney Kürdistan Parlamentosu’nun bazı kararlar almasına vesile oldu. Bu kararların alınmasından sonra Türkiye, Güney Kürdistan bölgesel yönetimine baskı yapmaya başladı. Parlamentonun aldığı kararlardan dolayı Hewler Büyükelçiliği’ne ‘neden bu kararları alıyorsunuz’ diye tehditler savurdu. Ardından Efrîn’e gitmek için Süleymaniye’den yola çıkan bir grup gencin Hewler’e sokulmaması, gençlere saldırısı gündeme geldi. Bu engelleme ve saldırının da Türkiye Büyükelçiliği tarafından bölgesel yönetime yapılan baskı sonucu olduğu ortaya çıktı. En son Güney Kürdistan Parlamentosu aldığı kararlar doğrultusunda bir heyeti Efrîn’e gönderdi. Türkiye’nin buna da tepki gösterdiği öğrenildi. Türkiye’nin bu baskıları Güney Kürdistan halkı ve Parlamentosunun güç olarak bir araya gelmesine neden olurken, bölgesel yönetim ve hükûmetinin de bu konuda bir karar vermesi noktasına getirdi. Bundan dolayı Güney Kürdistan hükûmeti ya halk ve parlamento ile bir olup işgalci Türk devletinin Efrîn şahsında tüm Kürtler ve Kürdistan’a yönelik saldırı ve işgal girişimine karşı çıkılacak, yada Türkiye ile birlikte hareket ederek tarihten kendini silecek. Bölgesel yönetim ve hükûmetin seçimlerin yaklaştığı bu dönemde halk ve Parlamentoya ters bir karara gitmesi beklenmiyor. Zira böyle bir karara gitmesi Güney Kürdistan’ın tamamen işgale açıldığı anlamına gelir ki, bu da Efrîn’deki Çağın Direnişinin RTE ve çete devletine karşı Güney Kürdistan’da da başlaması demektir. Efrîn’deki Çağın Direnişi böylelikle Türkiye’nin Kürtler ve Kürdistan’a yönelik işgal ve saldırı planlarını açığa çıkarırken, Güney halkını da bu konuda uyararak, karşı duruş sergilemesi noktasına getirdi.

Bütün bunlar bir araya getirilirken, Çağın Direnişi ile yeniden Kürtlerin birlik olduğu bir direniş tohumu filizlendi. Bu durum sadece Efrîn değil, Güney Kürdistan’da da Türkiye’ye karşı bir direnişi açığa çıkardı. Bunun yanı sıra, uluslararası güçler arasında da, bölge düzeyinde yeni ilişki, ittifak ve denge arayışlarını hızlandırdığı söylenebilir.

                  

Bir Cevap Yazın