Kawa Garzan, Öcalan ile anılarını anlatıyor

0
14

Bu hafta yapılacak olan Şopên Rojê programı için yine bir yolculuğa çıktık. Art arda dizilen dağları aştıktan sonra gerilla Kawa Garzan ile tanıştık. İlk sıcak karşılanmadan sonra, sıcak bir çay eşliğinde sabırsızca hemen sormaya başladık. Kawa Garzan anlatmaya başlıyor:

İLK YARALANMADAN SONRA ŞAM

“İlk yaralandığım zamanı hatırlıyorum. 1992’de çıkan operasyonda yaralandıktan sonra Şam’a geçtik. Yaralı bir vaziyette beklerken birden bire pencere önünde beliriveren Önderliğin yüzü beni oldukça şaşırtmıştı. Onun olduğuna inanamamıştım. Önderlik, bana durumumun nasıl olduğunu sorunca gerçek olduğunu fark ettim. O anki duygularımı tarif edemem.”

Hemen araya girip ikinci defa görüşme imkanı bulum bulmadığını soruyorum. 1995’te yeniden ‘Önderlik sahasına bir grup arkadaşıyla geçtiğini 1999’a kadar da orada kaldığını söylüyor. İkinci defa karşılaşmanın da farklı bir heyecanı olduğunu belirtiyor ama ekliyor: “Önderlik insana sarıldıktan sonra her şey bitiyordu aslında. Tüm heyecanımız bir anda kendini huzura, rahatlığa bırakıyordu.”

BÊRÎTAN’IN SİLAH TUTUŞU

Çayımızı yudumlarken bir yandan da sorularımı yöneltiyorum. Onu etkileyen, belleğinde duran anılarından bazılarını paylaşmasını rica ediyorum. Aslında Önderlik ile hiç unutulmayacak çok anıları olduğunu söyleyerek, şununla başlıyor: “Önderlik, 1992’de Heval Bêrîtan’ın direnişinden bahsederken elinde silahı ile çekilmiş fotoğrafına bakıp ‘Bêrîtan’ın silah tutuşuna hayranım. Bêrîtan aslında o uçurumlarda düşmanla savaşırken son mermisini de düşmana sıkacak kadar öfkesini örgütlemiş bir semboldü’ diyordu.”

SONUNA KADAR KAZANIMCIYDI

Anılardan söz edildiğinde yaşanılanlar tekrar canlanır. Gerilla Kawa anlatmaya devam ediyor, bizler de pür dikkat dinliyorduk: “Bir defasında savaştan kaçanları yargılıyorduk. Yapı olarak 17 savaşçının idamını istedik. Eski dönemlerde katıydı tüm kurallar. Alınan kararları Önderliğe ulaştırdık. Önderlik uzun uzun kararları okuduktan sonra derin bir düşünceye daldı. Sonra bana baktı. Bakışları farklılaşmış, ne söyleyeceğini merak ediyordum. Önderlik konuşmaya başladı. ‘Düşün Kawa’ dedi ve devam etti: ‘Yıllar sonra tüm bu idam edeceğiniz insanların aileleri yanıma gelecek ve diyecekler ki; ya Öcalan, bizim çocuklarımız yanımızda o kadar eksiklik yaptılar ama her defasında çocuklarımızı bağışlıyoruz. Peki madem yüreğiniz o kadar büyük, düşünceniz o kadar yaygın bir defa da çocuklarımızı affedemez miydiniz? Sizler geleceği, tarihi düşünmeden hareket ediyorsunuz. Ayrıca insanlara şans vermeyi öğrenmelisiniz.’ Bu sözlerden sonra çok utanmıştım. Çünkü o an Önderlik gibi düşünemediğimizi hatta onu zor duruma soktuğumuzun da farkına varmıştım. Onun gibi olay ve insanları ele alırken tarihi, geleceği göz önünde bulundurmuyorduk. Aslında Önderlik hep öyleydi. Yaşamda, savaşta nerede bir eksiklik çıksa muhakkak değerlendirir, eleştirir ve çözümlerdi ama sonuna kadar da kazanırdı. İşte Önderliğin tarzı da bu şekildeydi.”

Her anısından bahsederken gözleri o yılları okurcasına uzaklara dalıyor, iç çekiyordu.

ULUSLARARASI KOMPLO YILLARI

Uluslararası komplo yıllarında Öcalan’ın yanında yer alıp almadığını sorunca, gözleri buğulanan gerilla Kawa, birkaç dakika boyunca cevap vermedi, sonra başını kaldırıp şunları söylüyor: “Önderlik hissetmiş olacak ki gitmeden önce herkesin bulunduğu bir yerde toplantı yaptı ve hemen hemen herkesle sanki vedalaşıyordu. Sonrasında Önderliği televizyonda görünce kimse Önderliğin tutuklandığına inanmadı. İlk başta duygusal yaklaşımlarımız çıkıyordu. Mesela Rojava’da halk kalkmaya hazırdı. Herkes silahlanıp Nusaybin’i işgal etmeyi bile düşünüyordu. Fakat örgütün perspektifleri geç kalmadan bizlere ulaşmıştı. Bizler de daha soğukkanlı davranmaya çalıştık. Önderlik, İmralı sürecini ele alırken aslında bir halkı oraya sığdıramayacaklarını söylediğinde olayı anlamıştık. Düşman da aynı şekilde bir kere daha yenilgiye uğradığını anlamıştı.”

Gerilla Kawa Garzan, bunları söyledikten sonra son defa başını çevirip karşımızda duran asi dağlara uzun uzadıya baktı…

Bir Cevap Yazın